4 Ekim 2013 Cuma

Örgütsüzlüğüñ Örgütü: Ağ

Örgütlenmek, her zaman yapay olmamıştır. Geçmişte doğal gelişimler göstererek örgütlenmiş birçok topluluk vardır. Dahası, bunuñ bir kişioğlu topluluğu olması da gerekmez. Çok abartı gibi gelebilir ancak, hücreniñ ortaya çıkmasından 1 milyar yıl soñra oluşan bakteri kolonileri de bir örgütlenme örneğidir gerçekten. Ancak yazınıñ konusu, tabi ki, hücreleriñ örgütlenmesi değil.

Yazınıñ amacı; Gézi direnişinde sokaklara çıkan, ardından semt meclislerine çekilen, ülküdaş olmayan ve çok ayrık veya çelişik görüşleriñ bir arada bulunduğu bir gençliğiñ örgütlenmesi sorununu, değişik bir yönden tartışmaya açmaktır. Bu konuyu irdelerken, géñel ağıñ (internetiñ) direnişiñ örgütsüz olarak ortaya çıkmasına yardımcı olmaktan çok daha ötesine ışık tutacağını göreceğiz.

Yazınıñ soñuç bölümünü şimdiden söylemem gerekirse (spoiler!); geñel ağıñ (internetiñ) bugünkü kullandığı yöntemleriñ, doğrudan Gézi direnişiniñ doğal örgütlenmesi olacağını savunmaktayım. Herkes nasıl bugün geñel ağa hiçbir aracı olmaksızın doğrudan bağlanıp bilgi aktarılabiliyorsa, ileride gençlik de toplu kararlarını, bireyleriñ doğrudan ifâde éttiği düşünceler ile doğrudan alabilecek, diye düşünüyorum. Yazıyı ikiye ayırdım, ilk başlıkta temel bazı doğal örgütlenmeleri, ikinci başlıkta ise onlardan örnekseyerek yapılabilecek bir örgütlenme pratiğini tartışıyorum.

Kimi temel örgütlenmeler.

Girişte de sürekli geñel ağ gibi bir iletişim düzeneğini örnek vérdim çünkü örgütlenmeniñ tabanında gerçekten de iletişim yatar. Buna eñ uygun örnek, yiñe canlı biliminden: karınca kolonisi. Karıncalar, özünde yiyecek bulup yuvaya taşımaya yarayan ufak makineler gibidir. Devriye gézen bir karınca (çöl karıncası dışında!) yiyeceği bulur bulmaz, yuvasına dönmeye başlar ancak bu kéz bir salgı bırakır. Bu salgı, ilginç ancak basit bir biçimde, yiyeceği alma işiyle görevlendirilecek yuvadaki karıncalara yiyeceğiñ olduğu yére dék kılavuzluk éder. Bu iletişim düzeneği ile, aşırı örgütlü olarak, yiyecek yuvaya parça parça taşınır (bkz: packet-switching!). Karıncalarla aynı yapıda olan arılar ise, iletişim için vızıltıları ve havada asılı kalma hareketlerini kullanırlar. İşte, siz bir doğa ortamında yémek yérken başıñıza yakın, gıcık gıcık ve kesikli uçuş yapan arınıñ amacı "yiyecek kokusu alıyorum" démektir.

İlk Kişioğulları'nıñ ataları olan Homo Erectus (benim koyduğum adla: Direlmiş Kişi), bundan yaklaşık 1 500 000 yıl önce birbirleriyle yansıma seslerle konuşuyorlardı. Bunu, bilimciler, onlarıñ bıraktığı kalıntılardaki beyniñ kafatasında yarattığı izlerden söyleyebiliyor. Direlmiş Kişi'lerde topluluk içi iletişimiñ diğer canlılara göre daha yüksek olduğu (örneğin çocuklarıñ ana baba dışındakilerce de bakılması gibi) artık éyi biliniyor. Aşırı doğa koşullarında bulundukları Afrika kırlarından tüm yér yüzüne yayılmalarını sağlayan dayanışma, Kişioğlu'nuñ ilk örgütlenişini sağlam bir iletişim yoluna bağladıklarını gösteriyor.

Yayılmak démişken; soñ buzul çağındaki buzlanmadan yararlanarak Asya'dan Amerika'ya ilk göçen Kişioğlu olan Kızılderilileriñ ataları, bundan yaklaşık 30 000 yıl önce tehlikelerden korunmak için uzakta yaşayan boylara dumanla bilgi aktardılar. Dahası bunu İngilizleriñ Amerika'yı yeñiden bulması dolaylarına dék sürdürdüler. Bundan 10 000 yıl önce ise güvercinlerle iletişim kuruldu. Ayrıca Çinliler, bundan 5000 yıl öncesinden béri iletişim konusunda birçok uygulama yaptı.

Orta Asya'ya geldiğimizde, çok eski tarihlerde (3000 yıl öncesine dék yolu var) Hunları oluşturan boylarıñ ataları, ok ile iletişim kurmuşlardır (bilimciler bunlara Altay boyları adını vérmiştir çünkü Altay dağları dolayında yaşamışlardır). Oka tutturulmuş iletiler bélli uzaklıklarda bulunan hedeflere atılıyor, iletiyi alan diğerine aktararak, çok uzak yérlere ileti hızlıca gidebiliyordu. Bunu yaygın olarak kullanan ve tam bir iletişim ağı oluşturan Moğollar, Hazar deñizinden Japon deñizine, Sibirya'dan Hindistan'a dek olan bölgeyi bu şekilde yönetebildiler, tıpkı daha önce Gök Türk kağanlığınıñ aynı bölgede aynı iletişim yoluyla yaptığı gibi. Anadolu ağızlarında "davetiye, mektup" añlamındaki oku (Eski Türkçesi okıg) ile bugün kullandığımız oku- "yazı okumak" (Eski Türkçesi okı-) sözcüğü de bu yöntemden kalma sözcüklerdir çünkü, çok değil, 15.yy'a dek ok ile iletişim kullanılmıştır.

Bugüne geldiğimizde, "sosyal medya" dénilen ortamda bireysel olarak konuşulanlarıñ birikimi ile ortaya koca bir direnişiñ çıktığını görüyoruz. Daha öncesinde Arap Baharı da bu tür iletişim yollarıyla olmuş, ancak Gézi direnişi gibi barışçıl kalamamıştı. Nétekim, Gézi direnişi bir Türk Baharı olmadı.

Semt/Mahalle meclisleri örgütlenmesi.

Gézi direnişiniñ örgütlenme ayağı olarak gelişim gösteren, başlangıçta Gézi Parkı'nıñ polis éliyle kapatılması soñucu, Türkiye tabanına yayılmak üzere kentleriñ yeşil alañlarında toplanmaya başlayan gençler, şimdi né durumdalar?

Kışıñ yaklaşmasıyla parklarda toplanmanıñ güç olacağı daha gündemde değilken, tartışmalıklarda (semt meclislerinde/forumlarında) başka bir sorun ile boğuşuluyordu: ülkü savaşı. Tartışmalıklar; partileriñ, ülküleriñ, örgütleriñ, dérnekleriñ birbiriyle karşılaştığı ve direnişi kendi yandaşlığına çekmeye çalıştığı bir ortama dönmekteydi. Bundan kıllanan gençler, kışla birlikte toplanmayı nasıl sürdüreceklerini de bir yandan tartışıyor, artık ilk başta amaçladığı, semtiñ yérel sorunlarını konuşamaz duruma geliyordu.

Bu olumsuz ve umutsuz gözüken bétimlemede eksik (olumlu/olumsuz) bir sürü şey daha var. Ancak yazınıñ amacı, bu söylemediklerimi söyleyecek yér bırakmıyor.

Neyse, konumuza dönelim: iletişim.


Kişiler ve aralarındaki iletişimiñ simgesel gösterimi.
Bugün iletişimde eñ sık kullanılan yol, géñel ağdır. Géñel ağda, hiç adı sanı bilinmeyen bir bireyiñ bir yorumu, bir düşüncesi, bir saçmalığı bile birden tüm kullanıcılara yayılabiliyor. Bir düşünceniñ yayılabilmesi için bir yordam (prosedür) bulunmuyor. Kabul édilebilirliği yéterli oluyor. Benimsenmemiş veya yoruma bile değmeyecek düşünceler, élenip gidiyor. Doğal séçilimiñ güzel bir beñzetimi...

Facebook, Twitter, Google+ gibi toplu sanal ortamlarda, yalñızca kişileriñ arkadaş çevreleri ile bilginiñ yayılması gerçekleşiyor. Semti de bu tür bir ağa beñzetebiliriz. Bir semt düşünelim. Semtiñ sokaklarını, sokaklardaki évleri düşünelim. Évlerdeki gençleriñ, komşu gençlerle tanışıklığı nédeniyle, birçok yapılanıñ nice yayılacağını düşleyiñ. 

Her sokak, içinde évlerden birer ikişer genç barındıran bir ağ gibidir. Sokağıñ geleceğine dair kararlar, sokağıñ gençleri tarafından doğrudan alınabiliyor. Tartışmaları yürütmek için, her toplantıda başkası sorumlu oluyor. Belki de toplantı sonuñda bu kişiniñ kim olacağı bélirleniyor. Kararlar, o sokağıñ kendi karar vérdiği yöntemle bélirleniyor. Belki de, ilk alacakları karar, oylamayı nice yapacaklarıdır. Biri "oy çoğunluğu" olsun derken diğeri "oy birliği" olsun diyebilir. Hatta bir sokakta "yazı tura atalım" bile benimsenebilir!

Sokağıñ herbir genci, doğal olarak başka bir sokaktan bir genci tanıyor. Kendi sokağındaki gelişmeyi, diğer sokaktakine ya da öbür sokaktakine aktarmak için néler olup bittiğini añlatması yéterli. Belki de, alınan kararlar güvenilir bir yöntemle diğer sokaklara bildiriliyordur.

Sokaklardan çıkan kararlar, tüm diğer sokaklarca bilindiğinden, semtiñ ortak kararınıñ né olacağı da bilinecektir. Belki de, sokaklar géñel kararlarıñ nice olacağını da kararlaştırıp, ilk semt kararını bu biçimde vérebilir. Biri "sokaklardan çıkan her géñel karar bir oy sayılsın, oy çoğunluğu hangisindeyse o yürürlüğe girsin" dérken, öteki "sokaklardan çıkan kararlardaki oy sayımı doğrudan diğer sokaklarınkiyle toplansın" da diyebilir. Dahası, biri çıkıp "sokaklardan çıkan her kararı, sokaktaki kişi sayısıyla çarpıp öyle toplayalım (ağırlıklı toplam)" bériki ise "hepsi yazı tura ile olsun" diyebilir!

Ağ örgütlenmesi adını vérebileceğimiz bu düzeneği diğer düzeneklerle karşılaştıralım. 

Örneğin, ordularda dikey örgütlenme dénilen hiyerarşi vardır. Érler, bir çavuşuñ kararlarını uygularken, çavuşlar onbaşınıñ, hede hödönüñ, soñunda da Kuvvet komutanları da Géñel Kurmay'ıñ kararlarını uygular. Géñel Kurmay da nétikm Başbakanlığa bağlıdır.

Bugün Cumhuriyetimiz, Parlementer düzenekle yönetilir, bunuñ diğer adı yatay örgütlenmedir. Séçim bölgeleri, milletvekilleri tarafından temsil édilir. Temsilcileriñ oluşturduğu meclis yasa koyucu érktir. Séçim bölgesi né déñli géñişse, bireyleriñ düşünceleri o déñli zayıflaşır. Bugün parti egemenliği olduğu için, temsilciler kendi bölgelerinden çok partileriniñ géñel başkanlarınıñ kararlarını uygular oldular.

Bir de kargaşık (anarşik) örgütlenme vardır. Bunuñ tanımında uzlaşı bulunmamasına karşın, bir biçimde kuralları önceden bélirlenmemiş bir düzenek olduğu söylenebilir. Ancak, bu düzenek kendiliğinden hiyerarşik bir düzeneğe bile gidebilir! O yüzden bu tür uzlaşık olmayan tanımlara bu yazıda yér vérmeyeceğim ancak çağdaş kargaşacılık añlayışlarından birine örnek olsun diye, ilgili okuyucu Yeşil Kargaşacılığı (Green Anarchism) ya da Dérneşik (Collective) Kargaşacılığı araştırmak isteyebilir. Bilindiği üzere Beşiktaş yandaşlık topluluğu olan ayrık ülküler taşıyan bireylerden oluşan çArşı, Türkiye'deki örgütlenme olarak kargaşacılığıñ éyi bir örneği sayılabilir.

Bu karşılaştırmalar soñucunda, ağ örgütlenmesiniñ yavaş ancak sağlam bir karar düzeneğine sahip olduğunu vurgulamak uygun olur. Nétekim, bu örgütlenmeye eñ yakın örnek başımızıñ içindedir: beynimizdir. Siñir hücreleri, bir tür bireydir ve bu siñirsel bireyler başka bireylerle "kişisel/yérel" ilişkilerle (dentrit-akson bağlantısı) birbiriyle iletişim kurar (siñirsel iletişim maddesi, nörotransmiter madde). Tüm bu bağlantılar, bizim konuşma yéteneğimizi, omurilikten gelen tépkilerimizi, daha da önemlisi kararlarımızı bélirlemektedir. Yalñızca bizim değil, tüm hayvanlarıñ durumu budur. ancak eñ gelişmişi, evrimimiz gereği, bizim beynimizdir.

Sağlıcakla...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme